Recent Posts

Çatak Kanyonu Kastamonu

Unutmayın ki yaşam aldığımız soluklarla değil, soluk kesen anlarla ölçülür.

Yürüyüş Parkurları GPS Kayıtları

Mutluluk varılacak bir istasyon değil bir yolculuk biçimidir..

Fotoğraflarım

Eğer hikayeyi sözcüklerle anlatabilseydim, yanımda sürekli bir fotoğraf makinesi taşımaya ihtiyaç duymazdım.

Doğa Sporları Hakkında Bilgiler

Daha bir çok bilgi…

1 Mayıs 2017 Pazartesi

30.04.2017 BENLİ YAYLA KARAŞAR YAYLA EĞRİOVA GÖLETİ DOĞA YÜRÜYÜŞÜ


Benli Yaylası ve Denis
Bundan daha çok değil 15 gün önce  bölünmüş, ikiye ayrılmış, birlikteyken sen ben, bütünken siz biz, bizler onlar ayrışması daha da derinleşeye başlamış, bense anlamsızlığa anlam vermekle meşgulken, insanların yüzündeki ifadelerden, ağızlarında düğümlenen kelimelerden, gözlerindeki umutsuz ve kaçamak bakışlarını gözlemlemek içimdeki yaraları daha derinleştirirken yüreğime inen hançerin ucunu hissedebiliyordum. Bu psikolojide genelde başkalarının bakış açısından farklı olarak, şu hayattan kaçıp kısa bir mola vermek lazım ifadesi benim için hayatın ta kendisine, içine, derinlerine gidebildiğim, yaşadığımı hissettiğim doğayla buluşmak için hafta sonunu iple çekmekteydim.


Huzur bulaştıran ormandan

Planlar hayatla biraz daha iç içe olabilmek adına kamp kurmak üzerine idi ama elimizde olmayan nedenlerle iptal etmek zorunda kalmıştık.
Yaklaşık 1 sene önce yürüdüğümüz, Benli yaylasına doğru  yola koyulur vaziyette kendimizi bulmuştuk. Son dönemlerde zaman yetersiz bahanelerinin ardına sığınmadan, öğlen saatlerinin bitimine yakın bir saatte de olsa tamamen doğaçlama yürüyüşler artık alışkanlık halini almaya başladı.Kafamızda belirli bir hedefimiz olmasa da konum olarak yerini bildiğimiz eğriova göletine, Benli yaylasının farklı bir bölgesinden girdiğimiz ormanın derinliklerinden her adımda atmosferi soluyarak yürümeye başladık.

Orman derinliklerine ilerliyoruz

Zirveye yakın noktadan iniş istikametindeki yürüyüşümüz hızlı ilerlemiş Karaşar yaylasına kadar ulaşmıştık. Eğriova Göletine yaklaşık 2 km gibi bir mesafe kalmasına rağmen, zamanı doğru kullanıp, dönüş istikametimizin de sürekli tırmanış olması nedeni ile Karaşar yaylası karşısında, uzaklarda karlı zirvesi ile bizi selamlayan Köroğlu dağı manzarasında yemeğimizi ve kahvemizi yudumladıktan sonra dönüş için hazırlıklarımızı yaptık.

Yemek Molası

Karaşar Yaylası - Uzakta Köroğlu dağı

Bir müddet yoldan ilerledikten sonra, orman derinliklerinden zirveye doğru ilerleyişimizi sürdürdük.
Zorlu , yorucu ilerleyişimiz Denis ile beni zorlasada yüzümüzdeki mutluluk ifadesi hiç bozulmuyor, zirveye doğru yer yer erimemiş karlarda bıraktığımız izlerimiz ile yürüşümüzü sürdürdük.

Ormanda zirveleri yokluyoruz
Orman içerisinde ki ilerleyişimiz aracımıza kısa bir mesafedeki orman yolu ile keşişmesi sonucu biraz daha rahatlamış, peşimizden bizi kovalayan yağmur bulutlarına yakalanmadan aracımıza vakitli bir şekilde ulaşmış olmanın da şanslı vaziyeti ile dönüş istikametine doğru aracımızdaki yerlerimizi aldık.
                                                       Yürüyüşün son metrelerinde Denis

Onca saat tırmanmış olmak bile neşemizi hiç bir şekilde söküp atamamış, üzerimize yüklendiğimiz pozitif enerji ile geçireceğimiz ilerki günlere hazır evimize ulaştık.


yayladan bir görünüm


6 Mart 2017 Pazartesi

05.03.2017 CANKURTARAN MEVKII COGULLU KOY YAYLASI DOĞA YÜRÜYÜŞÜ

Bahar gelmiş 
Kimi sıkı sıkıya tuttunmanın kişiyi güçlü kıldığını düşünür, kimi de gerektiğinde bırakabilmenin.
Sylvia Robinson


Yaşam önüne çözmen gereken sorunlar ve testler çıkartmaya devam edecek ama yaşama gergin değil, rahat yaklaştığında en zor durumdan bile zevk alacak bir şeyler bulabileceksin.Her şeyi söylemesi yapmaktan kolaydır.......
Yaklaşık 20 yıl önce tanıştığım o zamanlar hayat yolumu çizmemde bana cesaret veren ve yukarıdaki cümlelerde ki mesajı ve buna benzer bir çok mesajlarında bana rehberlik eden kitapda yazıları hayatımda uygulamak ve kendime dönüp muhakeme yaptığım en iyi ortamın doğanın içinde yer almak olduğunu biliyorum.Aslında insan doğanın bir parçası olma özelliğini sanırım kendine geliştirdiği yeni yaşam biçimleri ile kaybetmiş, belki de aslına dönmek için sonu olmayan bir döngünün içinde kaybolmuş vaziyette.
Yürüyüşün başlangıç kısımları

Hayat bize daima kendi isteklerimiz doğrultusunda olanaklar sunmuyor, bu yüzden isteklerimizin esiri oluyoruz.Bu da endişe, çaresizlik ve umutsuzluk yaratıyor.Küçük arzuların peşinden gitmek geçici doyumlar verebiliyor ama kalıcı mutluluk sağlamıyor. 
Yaşamın olağan akışı içinde kendimi en çok mutlu hissettiğim doğanın içinde olabilmek için günleri saymak ne kadar tuhaf bir duygu ama kendimize kurduğumuz yaşam modeli içinde ki en büyük eksikliğimizi gidermek için bazen günler saymak gerekebiliyor.
O günlerden birisi ve yola çıkmak için saatler kalmış, Denisin kursu olması nedeni ile üzerimde ki sorumlulukları paylaşamamanın verdiği zorunluluk nedeni ile son zamanlarda üşengeçlik yapmadan öğle saatlerinde düşüyoruz yollara.

Buluşmak için can attığımız manzara

Denis bütün haftanın verdiği yorgunluk ve bir kaç gündür yaşadığı rahatsızlık nedeni ile arka koltukta yarı bükük vaziyette belki de bugüne kadar tatmadığı en güzel uyku halinde iken, biz ise Serdar ile hayatın karşımıza koyduğu sorunları irdelemek ile meşgulüz.Zaman ilerleyip kilometreler bir biri arkasında kalmaya devam ederken Serdar ın neyse Ömer boş ver  güne odaklanalım nidasıyla, seyahatimize odaklandık.
Doğa yürüyüşlerine başladığım 2006 yıllarda Yücel Elibüyük hocam la gediğim bu bölge ile aklımın bir kenarlarında kazınan hatıraları ile Serdar, Denis ve ben orman derinliklerine doğru ilerlemeye başladık.Son zamanlarda  eskisi gibi önceden arazi üzerinde rota çalışması yapmadan tamamen doğaçlama, zamanı doğru kullanarak o an  içimizden nasıl gitmek geliyorsa  o şekilde yürüyüşümüze devam ettik.Bölgede mevsim geçişi olması nedeni ile oldukça yoğun yağmış karlar yer yer erimiş olsada genel olarak durmakta, güneşin sıcak yüzü ile tanışan toprakta açılan alanlarda çiğdemler kendini göstermeye başlamış, sanki  bizde görsel bir şölen hazırlamışlardı.
Renk renk çiğdemler
Denis ile uzun zamanadır birlikte doğada vakit geçirmemiştik, hepimizi etkileyen ayaklarımızın içinde hissettiğimiz kar suları Denisin biraz canını sıksada, her adımında onun ne kadar mutlu olduğunu görmek, yoğun okul ve kurs temposundan bir nebze uzaklaşmasını sağlamak benim içinde mutluluk verici idi.
Şırıl şırıl akan dere kenarında Serdarın bulduğu kuru alanda,  en lüks restaurantlarda bile bulamayacağımız manzara eşliğinde öğle yemeğimizi yedik.
Yemek Molası



Artık biraz daha fazla yürümeye odaklanıp ormanın içinde ilerleyişimize devam ederek ismini daha sonradan öğrendiğimiz Dümenler köyü yaylası ve göletinden sonra, Çoğullu köyü yaylasına ulaştık.Yaylalar üzerinde ki kardan kurtulmanın zamanını beklediğinden yayla sakinleri de henüz teşrif etmemiş,dolayısı ile yaylalar üzerindeki yaban havasını atamamış.
Yayla evleri

Nasıl bir yayla evi ise
Günümüzde insanın şehirde kurduğu yaşantıyı yaylalara aktarı taşıması çok manidar, yapılaşma ve evler şehiri aratmayacak nitelikle..
Çoğullu yaylasından sonra içimize, hücrelerimize kadar sindirdiğimiz oksijen ve hafızalarımıza kazıdığımız hayatla bağlantı kurduğumuz sessizlik, kuş sesleri, çiğdemler ve ormanın yeşillikleri eşliğinde aracımıza doğru yöneldik.9 kilometrelik yürüyüşümüzü termostaki çayımızla taçlandırdık.
Dumenler yaylası göleti

Çogullu Yaylasından manzara
Bir sonrakinin  ne zaman ve neresi olacağı ümit ve beklentisi bizi ayakta tutmaya devam edecek....     

Albumun Diğer Fotoğrafları için Tıklayınız


6 Şubat 2017 Pazartesi

05.01.2017 GEBELER YAYLASI DOĞA YÜRÜYÜŞÜ

Gebeler yayla Ormanı



Bir Tadımlık Nefes
Her günü son günmüş gibi yaşayın Nasıl olsa bir gün haklı çıkacaksınız!
Steve Jobs

Bazen insanlar sigaradan aldıkları bir tadımlık nefesin hiç bir şeye değişmeyeceğini saatlerce anlattıkları olmuştur.Benim için de eskisi gibi sıklıkla yapamadığım ama fırsat buldukça bir tadımlık nefes için bile geldigimiz doğada yaşadıklarımızı ve hissettiklerimi saatlerce anlatabilir, yaşadiğim an ve hatıraları uzun süre sonra bile metre metre  anlatacak kadar hafızamda kazınacağını bilmek beni hep ayakta tutmustur.
Hava şartlarından bir kesit

Hayatla gerçek anlamda bağlantı kurmak , rüzgarın ağaç dallarını sallarken üzerinden düşen kar kütlesinin havada dans eden tanelerini izlemek, yeşilin beyazla kardeşliği , ayaklarımın altında ezilen karların çıkartiği o hışırtı sesi, bazen üzerinde agaçlarin siluetini yansıtan suyun üzerinde ki tablo, rakım yükseldikçe  küçülen agaçlar, sessizliğin sesini dinlerken, göremedigin  ama sesini duyunca  hayalinde imgeledigin kuşların sesi için bugün öğlen saatlerinde ankara ili sınırlarının bitimi, Bolu ili sınırı başlangıcında bulunan gebeler yaylasi ile alakoç yaylası bölgesi ne tamamen doğaçlama bir yürüyüs ve bir tadimlik nefes için geldik.


Yürüyüş boyunca genel manzaramız

Arazide bulunan yoğun kar nedeni ile aracımızı ana yola  bırakarak, içinde bulunmayı düşündüğümüz tepenin eteklerindeki yaylanın içinden doğru başlayan yürüyüşümüz, karşilaştığımız derin kar tabakası nedeni ile kendimizi hiç riske atmadan mümkün olduğu kadar yürüyüp, dönmek üzere verdigimiz kararla başladi.İlk 10 dakikalık zaman diliminde muhtemelen sabah aynı bölgede bulunan bir yürüyüş grubunun açmis oldugu izleri görmemizle yürüyüşümüz kolaylaşmış


Bizden öncekilerin izleri

 ama bölgeye geç bir saatte gelmiş olmamiz nedeni yürüyüiümüze 1-1,5 saat ilerledikten sonra dönüş için aracımıza takip ettigimiz izlerden çıkarak ilerlemenin bizi çok yoracagını düşünerek verdigimiz yemek ve çay molası ardından tekrar aynı güzergahtan her adımda atmosferin tadını çikararak yaptığımız 7 km`lik yürüyüşün ardından aracımıza ulaştik. Saat 14:00 de ulaştığımız bölgede, bu kadar kısa zamanda yaptığımız yürüyüşün bile bize kattıklarını hafızalarımıza yerleştirdik.
Yürürken


Bu çayın tadı hiç bir şeyde yok

Artık yarınlara karşı en ufak bir umut bile beslemediğim, kaygı ve endişelerimin arttiği son günlerden birinde yine doğada olmanın vermiş oldugu enerji ile  ve  üzerimize çöken kara bulutların bugün üzerinde yürüdüğümüz bembayaz kar örtüsü ile kaplanıp temizlenmesi dilekleri ile evimize döndük.


Her şey bu beyaz gibi saf olsun

Bölge Ankara sınırları bitimi, Bolu ili sınırları başlangıcında sık orman dokusu ve yüksek rakımı dolayısı ile bulunduğumuz mevsime göre hava sıcaklığı yürüyüş için uygun, yer yer 1 metreyi bulan genelde 50 cm ile 1 metre arasıda değişen yükseklikte kar ile kaplı idi.



Yürüyüş sonu bir çay keyfi daha

Parkur





15 Ocak 2017 Pazar

15.01.2017 GUVENC KOYU KAZAN KURTARICIMIZ

Blog sayfasındaki sıralanan tarihler, ne kadar uzun zamandır doğadan uzak ve ayrı kaldığımın bir ispatı niteliğinde artık  miyadı dolmuş bilgisayar ekranımın üstünde bana doğru sırıtmakta.
İnsan hayatını kendisinin yönlendirip ve yönetebileceğine inananlardanım fakat  yaşadığım son bir senelik dönemde bazen hayat ayaklarının altından akıp giderken müdahale edememenin, bazen bir köşede gerilmiş uzanan bir kedi misali gibi hayat devam ederken bir köşede sadece izlemekle yetinebileceğinin farkındalığına eriştim. 


Akıntısında kapılıp onun ile birlikte çoşup eğlenmek varken, bir köşesinde bekleyip günlük monoton işlerin üstesinden gelmeye çalıştığım sıkıcı günlerin arkasından, Serdar ile birlikte zamanlama olarak geç kalmış olsak ta maksatımızın doğada geçireceğimiz 3-4 saatlik bir zaman diliminin bize kazandıracağı değerlerin farkında, her zaman ki kurtarıcı bölgesi olarak ilan ettiğimiz Kazan Güvenç köyü bölgesine geldik.Daha önce yürüdüğümüz küçük vadi içerisinde yaklaşık 7 km her adımın tadını çıkartarak, etrafı izleyerek, 




 sessizliğin dinginliğinin farkındalığı ve her adımda karşılaştığımız taze domuz, tilki izleri ve hemen hemen 30*40 mt ötemizden fırlayan tavşanın bize verdiği keyifle bir miktar zirve yapalım desekte, sahip olduğumuz en değerli motor ve mekanik parçalarının hopps Ömer dizlerin yağlanması gerek serzenişi ile çok daha fazla tırmanmanın anlamsız olacağı düşüncesi ile manzara eşliğinde yemek ve çay molamız sonrası, yağan kar eşliğinde dönüşe geçtik.



İçimde büyüyen huzur, dinginlik ve tatlı tebessüm ile  vardığımız evimizde, hissedilen pozitif enerji 
zaten sçyleyecek söz bırakmıyor.
Sonsuz sevgiyle doğa....


   

14 Ağustos 2016 Pazar

14.08.2016 GEREDE YAYLA PIKNIK VE DINLENME GEZISI

2 Hafta önce yapmış olduğumuz Gürleyik şelalesi etkinliğinin etkisini üzerimizden  atamamış, hatta çok kalabalık olması nedeni ile şelale tarafında ki doğal havuzlarda yüzememenin verdiği ve bir şeylerin eksik kaldığı duygusu ile Serdar'la bu hafta sonu tekrar gitme kararı almıştık.Ankara da  son iki gündür yağan yağmur ve etrafının da yağışlı olması nedeniyle,  verdiğimiz kararı pazar sabahı değitirmek zorunda kalarak, daha önceden bir kaç defa gittiğim, ileride tekrar gidecek olursam kamp yapmak için belirlediğim alana dinlenmek, hafta içinde iş başında yavaş yavaş ölen ruhumuza can vermek, doğayı, oksijeni ve yeşili hücrelerimize kadar çekmek üzere Gerede yaylalarına doğru yola çıktık (.Ağır ağır ölmekten bahsedince bir şiir geldi aklıma yazının en sonuna ekledim)
Kamp alanı

 Daha önce bilinçaltına aldığım kayıt o kadar sağlam olmuş ki, belirlediğim alanı çok rahat tesbit ederek hemen hazırlıklarımız yaparak alana yerleştik.Bir gün önce yağan yağmurun etkisi kendisini belli ederken, son günlerde bunaldığımız sıcaklardan bir anda 11- 12 derece sıcaklık la biraz üşümüş gibi hissetsekte, bulunduğumuz ortam tüm olumsuz hisleri silip süpürecek nitelik ve sessizlikte bizi kucaklamıştı.İlk defa aldığım kamp ocağını ve çay ocağını da deneme fırsatını değerlendirmiş oldum, sonuç olumlu.
Ocak ve Çaydanlığım
 
Akşam üstü yola koyulmadan önce manzarasına hayran kaldığım yangın gözetleme kulesini, Serdar ve Elife de göstermek üzere kuleye kısa bir ziyarette bulunarak, 
Yangın Gözetleme kulesi

 her zamanki gibi içim buruk ama ruhumuzu bir nebze olsun gençleştirecek kadar enerji ile Ankara ya döndük.






Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.

Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.

Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler, ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar, daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler, bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden, anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.

Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.


Pablo Neruda

1 Ağustos 2016 Pazartesi

31.07.2016 GÜRLEYİK ŞELELASİ -SARIYAR BARAJI PİKNİK VE GEZİSİ

10 Aylık bir süre boşluğun ardından 10 gün çnce yeniden başlayan iş yaşamının stresi ve bir gün öncesinde podium iş merkezinde güvenlik görevlisi bayanın papağan gibi cevapları sinirlerimi iyice yıpratmıştı.Sabah güzel bir etkinlik için yola çıkıyor olma planı bile bir çok sıkıntının üstesinden gelmek için yeterliydi.Sabah Serdarlar ile anlaştığımız saatte buluşup, güzel bir kahvaltı sonrası, Ayaş, Beypazarı yolundan ilerleyerek, Nallıhan kuş cennetinde bir müddet fotoğrraf molası verdiketen sonra tekrar

Nallıhan Kuş Cenneti


Nallıhan güzergahından, Mihallıçık yoluna saparak Gürleyik köyüne ulaştık.Köy girişinde bulunan ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz Bakkal, çay ocağı vb gibi alanları bulunduğu yerde oranın yerlilerinden aldığımız şelalenin çok kalabalık olduğu, size insanların bilmediği bir yer tarif edelim gidin orada kafanızı dinleyin önerisinide hafızalarımıza kaydettikten sonra, öncelikle meşhur şelalenin olduğu alanı kontrol etmek amacıyla bölgeye ulaştığımızda, sanki Antalya Konya altı plajı gibi tıka basa kalabalığı görünce, köylülerin bize tarif ettikleri alana gitmeye karar verdik.Bahsedilen güzergahta ilerleyip aracımızı bıraktıktan sonra 10-15 dakikalık bir yürüme mesafesinden sonra, gerçekten kimseciklerin olmadığı bir alanda akşama kadar,

Konakla Bölgesi Yeşil alan


gürül gürül gürleyen, sanırım Gürleyik ismide buradan geliyor, derede yüzerek, güneşlenerek, dere kenarında çay ve yemek keyiflerimizi yaparak akşama kadar eğlendikEvet belki Gürleyikte bildiğimiz doğal jakuzi gibi yüzme havuzlarında yüzemedik belki ama sakin ve huzurlau bir alanda olmak bizim için daha önemli idi..

Keyifler yerinde


Güzel zamanlar o kadar çabuk tükeniyorki Serdar ve benim içimiz buruk ama hücrelerimize kadar işleyen suyun soğukluğunun yanında bizi çoculklar gibi eğlendiren debisini son nefesimize kadar teneffüs ederek yola çıkmak için hazırlıklarımızı yapıyoruz.
Dönüş yolunda okul kitaplarında hep okuduğumuz ama bugüne kadar görmediğimiz Sarıyar barajını kısa süreliğine görmek en azından fotoğraflamak amacı ile ziyaret etmeye karar vererek yola çıkıyoruz.Baraj bentini geçtikten sonra göreli yanında verdiğimiz molada,

görevli olan sohbetimizden
 
belki kitaplarda daha önce okumuş olabileceğimiz ama hatırlayamadığımız, barajın Adnan Menderes zamanında 2,5 sene gibi bir sürede bitirilen ve Türkiyenin ilk hidroelektrik barajı olduğunu belkide yeniden öğreniyoruz, barajın üst kısmında bulunan küçük yapının da Adnan menderesin konakladığı tesis olduğunu öğrenme fırsatını yakalıyoruz.Bu arada benim dikkatimi çeken  kapakların kapalı olduğu halde santralde nasıl elektirik üretildiği konusunda aldığımız bilgilerle özellikle kendimin çok şaşkın göründüğümün farkındalığıyla can kulağı ile dinliyorum, barajın biraz iç kısmından dağın içinden tünellerle suyun santrale ulaştığı bilgisi gerçekten ilgi çekici.
Çocuklar gibi şendik

Eğlenceli saatler


Artık dönüş yolundayız.
Arda kalan güzel anıların zihnimize kazınınan görüntüleri ile evimize varıyoruz.

25 Mayıs 2016 Çarşamba

24.05.2016 BENLİ YAYLASI - KARAŞAR MİLLİ PARK EĞRİOVA GÖLET DOĞA YÜRÜYÜŞÜ

Bazen monotonluktan kurtulmak için  ani ve hızlı  kararlar almak, insan hayatında içinde riskler de barındırsa hayatı heyecanlı kılmaya yeterli oluyor diye düşünüyorum.
Bir önceki günün artık sonlarına yaklaştığıız bir zamanda Serdar ile kurduğumuz iletişim sonucunda kararlaştırdığıız faaliyetimiz için sabahın erken saatlerinde yolda bulduk kendimizi.
Yola çıkış amacımız Dörtdivan Seyricek yaylası civarında tesbit ettiğimiz Sinnecik şelalesini keşfetmek olmakla beraber, Serdar'ın oraya ulaşmak için Çamlıdere, Benli yaylası güzergahını tercih etmesi aslında, kafamda Dörtdivan güzergahı yazılı olmasına rağmen, seneler sonra tekrar Benli yaylasını görebilme şansı nedeni ile beni sevindirmişti.
Klasik Çamlıdere otoban çıkışı ve Benli yaylası yolu güzergahında mevsimin bol yağışlı olması nedeni ile şırıl şırıl akan dereler boyunca, yol yapımı nedeniyle düşen hızımız sayesinde de etrafı seyrederek  ilerleyişimizin ardından Benli yaylasına ulaştık.
Yol yapımı nedeni ile bozuk yollar, artık köy yerine yazılı mahalle tabelaları gözimizden kaçmadı
                                                     


Şırıl şırıl akan dereler

Yol boyunca dereler



Benli yaylasından,  Seyricek  yaylasına ulaşmayı düşündüğümüz yol bir gün öncesinde yağan yoğun yağmurlar nedeniyle ilerlememize engel olduğundan, Benli yaylası civarında doğaçlama bir faaliyet yapma kararı alarak aracımızı uygun bir alana park ettik.

İlerlememize engel olan batak yollar

Benli yaylası etrafında görülen yüksek ve sık ormanlık alanların arasında bulunan boğaz kısımlarından birine yönelerek orman içinden zirveye doğrıu ilerledikten  yaklaşık 2,5 Km sonra, hani in geçmez kervan geçmez denecek bir bölgede konaklayan ormancıları görünce onlara doğru ilerledik.
Bölge hakkında bilgi aldığımız orman emekçileri.
Ormancılardan öğrendiğimiz Eğriova gölünün istikametini ve yaklaşık mesafesi ile yeni hedefimizi belirledik. Tekrar araca dönmek zorunda olmamız, akşam için kısıtlı bir zamanımız olması gibi kriterleri göz önüne alarak artırdığımız tempomuz bu muhteşem ormanları içimize sindirmemize engel olamadı.
Orman içinden bir görüntü

Hedefimize ilerlerken akan dereler
Zaman zaman sık ormanlık alanlar, zaman zaman çiçeklerle bezenmiş açık alanlardan, sadece iki kişi olmamız vesilesi ile sessizliği, kalabalık bir grupla gidildiğinde doğayı sindirmek için en önden yada en arkadan gitmeye çabalamamak, kanımca grupla gidildiğinde sessizliğin içinde kendine sessiz bir alan bulabilmek için çabalamadan ilerledik.Bir müddet sonra yolumuzun üzerinde iki kişi olmamızın avantajı ile doğada çok sık yaşanmayan bir domuz sürüsü ile karşılaşmamıza neden oldu.Yukarıda karşılaştığımız ormancıların domuzların yeni yavruları var, çok kıskançlar 2 gün önce traktöre saldırdılar uyarısı ile mümkün oldukça temkinli davranarak bir süre onları izledik.
Domuz Sürüsü - Aşağı bölüme videosunu ekleyeceğim.
Bir müddet sonra 600- 700 mt. kadar yaklaştığımız Eğriova göletini  zamanımızı uygun kullanmak nedeni ile uzaktan fotoğrafladıktan sonra, dönüşte domuzları bir müddet daha izledikten sonra yukarı doğru tırmanışımıza başladık.
Uzaktan Eğriova Göleti - Binalaşmalar mevcut.


Her zamanki gibi tırmanışlar süratimizi düşürse de, yakaldığımız tempo ile bu muhteşem ormanların her zerresini içimize sindire sindire başlangıç noktamıza ulaştık.
Benli yaylası

Orman dan görünüm

Ağaç mantarı ile yosunlar

Orman emekçileri çalışırken

Orman ve su 
Doğanın verdiği huzur, pozitif enerji, insanın içinde hissettiği o sonsuzluk hissi ve güzellikler içindeki bir etkinliğimizi de zihinlerimize kazıyarak, evlerime ulaştık.Ardakalan bu güzellikleri yeniden görebilmek dileği ile.

Karşılaştığımız domuz sürüsü ile ilgili video  


Google earth iz dosyası